Salı, Nisan 10, 2012

Yabani Sarımsaklı-Bezelye yatağında Biftek

" „Keşke toprak olsam da, bana ölü diye düşen bende dirilse, bana bir gelen bin olsa, yüzüme vuran her ışık çiçek çiçek renge dönse, az aldığımı çok etsem, ümit olsam sahibimin gözünde, güzeller hatırına kazılsam, altım üstüme gelse, beni ezenlere bile gül sunsam.“ Senai Demirci
Geçen cumartesi İsvicre’ye bir akşam sohbeti için gelen değerli bir misafirimiz vardı. Ara ara yurtdışından önemli misafirleri konulu olarak Zürih’te gezdirdigimi bilenleriniz var. Yine bu sebepten geçen haftaki gönlü ve dili güzel misafirimizi gezdirme görevini üstlenmistim. Bahnhof (alışveriş) caddesini içermeyen küçük tarihi turumuz hiç de öyle düşündüğüm gibi iyi başlamadı.
Uzak yoldan gelen ve akşam programından önce otelde biraz dinlenmesi gereken misafirmizin zaman darlığını göz önünde bulundurarak severek gittiğimiz avrupanın en eski vejeteryan restoranı yerine yine aynı işletmeye ve felseye ait olan Fast-Food tarzı restoranına gitmeyi tercih ettik.
Misafirimiz kendisini o kadar kebap yemeğe endekslemisti ki onu sebze yemeklerin güzelliklerine ikna etmek zor oldu. Ta ki yemekleri tadana kadar. Taze ve kaliteli ürün kullanmanın ve her bir tarifi uzmanının hazırladığı lezzetlerin tadına varılmıştı sonunda; fakat ben epeyce terlemiştim. Bu mekan ise artık „herşeyin kebaba benzediği yer (ama sadece benzediği yer)“ olarak literatüre geçti.
Dünyayı gönül gözünden görüp gönül dilinden konuşan ve yazan misafirimizin kim olduğunu girişteki cümleden anladınız sanırım. Malum; öyle bir dil ve kalem benim marifetlerim arasında olmadığından Senai Bey’in ismi yazıda ancak şimdi geçsin istedim.
Her ne kadar kebap yediremesek, gezdirirken Mercedes’e veya BMW’ye bindiremesek de biraz yazdığı ilk romanından, kitap kapaklarından, bazı yazarlardan, mesela François Lelord’nun kitaplarından, Refik Halid’in yemekleri ve o sahneleri anlatımından konuşarak, onu İsviçre’deki hayatında ta ortasına yerleştirerek bizce azı çok ettiğimiz bir zaman geçirdik.
Haftaya Gaziantep ziyaretinde yemek yerken bizi anacağından emin olduğumuz Senai Demirci Bey’in anısına bugünkü tarifi, hem et severleri hem ot severleri mutlu etmesi için seçtim. Umarım afiyet kebap olur herkese!" IZ Sayi 144

Yabani Sarımsaklı-Bezelye yatağında Biftek
1 yemek kaşığı zeytinyağı
4 biftek (150grlik)
tuz, karabiber

½ yemek kaşığı zeytinyağı
1 soğan
100gr yabani sarımsak
300gr bezelye, derin dondurulmuş
100ml sebze suyu
100ml çığ krema
tuz, karabiber
İnce ince doğranmış soğanı tavaya yapismayacak, tava uygunsa hatta hiç yağ eklemeden hafifçe çevirin. Doğranmış yabani sarımsağı ve bezelyeleri ekleyerek 3 dakika pişirin. Èzerine Sebze suyunu ve çığ kremayı ekleyin. Çığ krema sevmiyorsanız sebze suyunu çoğaltın. Üzerini kapatıp 3-5 dakika kaynayıp pismesini bekleyin. Tuzunu ve biberini damak tadınıza töre ekleyin. Sogumamasi için kapatılmış ocakta bırakın. Biftekler için zeytinyağını tavaniza sizdirin ve tavanın iyice ısınmasını bekleyin. Kızmış olduğundan emin olduktan sonra her iki tarafından 3er dakika kızartıp tuz ve karabiberle tatlandırın.
Önce yabani sarımsaklı bezelyeyi servis tabaklarınıza dağıttıktan sonra sıcak sıcak biftekleri de üzerine yerleştirip servis ediniz afiyet olsun. Yanına pirinç pilavı hazırlayabilirsiniz. Tarif için BettyBossi’nin son sayısından esinlenilmiştir.
Yabani sarımsak: Bärlauch
Şuan mevsimi başlayan ve her yıl bahsettiğim bu ot, sarımsak gibi sağlıklı olmasına rağmen onun kadar kuvvetli kokusu ve tadı olmadığı için kullanımda bence daha rahat bir yeşil baharat. Marketlerinizden alabileceğiniz gibi ormanlardan kendiniz de toplayabilirsiniz. Zehirli inci çiçeğine (Maiglöckchen) benzediği için lütfen dikkatli olun.

0 misafirim demis ki:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home